Aya Gerçekten Gidildi mi…

Aya Gerçekten Gidildi mi…

Amerika Birleşik Devletleri’nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, geçtiğimiz 20 temmuzu Aya iniş yıldönümü olarak
kutladı… bilindiği gibi bundan kırk yıl önce yani 20 temmuz 1969 yılında Ay yüzeyine iniş yapmak için fırlatılan Apollo 11 uzayda
4 günlük bir yolculuğun ardından Aya iniş yapan ilk uzay mekiği olarak tarihe geçti… ancak İngiliz gazetesi The Telegraph bu
konuda farklı görüşler ortaya attı, ünlü gazete1969 yılında gerçekleşen uzay yolculuğu sırasında Aya hiç bir zaman iniş
yapılmadığı konusunu dile getiren ciddi kuşkuların bulunduğunu savunuyor, bunun nedenlerini de 10 ayrı başlıkta yayınladı.
Bu arada uzay bilimleri konusunda dünyanın çeşitli ülkelerinde faliyet gösteren kurum ve bilim adamlarının Aya hiç bir zaman
iniş yapılmadığı yönünde kritik sürdürme eylemleri de devam ediyor. Ayrıca Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin uzay programı
çalışmalarından sorumlu bilim adamları ABD’nin 1969 yılında sözde uzaydan yayınladığı görüntülerin, stüdyoda çekilmiş adi bir
hollywood filminden ibaret olduğunu ortaya atıyorlar. Özellikle Rus bilim adamları ABD’nin aya iniş yapma konusunu son derece
ironik bir biçimde değerlendiriyor. Ruslara göre Amerikan’ın Aya inme yalanı hala şu anda bile yasak bölge adıyla bilinen Area
51’ci bölgede planlanmıştı…”1969 yıllarında Rusya uzay araştırmaları proğramında Amerika’dan çok daha ilerdeydi, o
dönemlerde yeni başkanlığa getirilen Richard Nixon hükümeti Amerikan halkının parmağına bir kısım bal sürdü”… bir yandan
Rusya ile silah yarışmasında yoğun çaba harcayan Amerika, dünya kamuoyu önünde uzay konusunda da Rusya’dan geri
kalamazdı… daha doğrusu Ruslar tarafından gerçekleştirilen ilk iniş, Amerika’nın savunma teknolojisindeki üstünlüğüne büyük
bir darbe vurabilirdi.
Rusya’nın Aya çıkma planları 1969’ların başında gitgide kesinlik
kazanmaya başladığı dönemlerde paniğe kapılan Nixon hükümeti
Amerikan halkına yaranmak için Navada bölgesinde dev bir stüdyoda
Aya inme görüntülerinin çekimi için gizli planlarını devreye soktu.
Gazeteye göre Ayda çekilen görüntülerin orjinal video kayıtları
nedense hepsi bir anda yok oldu… sonradan açıklama yapan Nasa
yetkilileri, görüntülerin kasıtlı olarak yok edilmediğini, ancak dünyada
var olan video kayıtlarının bir çoğunda orjinalden alıntı yapıldığını
savunuyorlar. Buna rağmen Amerikada orjinal video ve ses kayıtları
üzerinde defalarca inceleme yapan çok sayıda kuruluş… Aya iniş
sırasında gerçekleşen canlı görüntülerde onlarca sahte bölümlerin yer
aldığını öne sürdü. Özellikle ışık kaynağı ve gölgelerin bir birini
tutmadığı, hatta çoğu yerlerde montaj bulunduğunu resmi delillerle
ortaya koydular. Orjinal görüntülerin kaybolma sebebi de bu zaten
diyorlar… yani orjinal olan, ilk görüntülerdeki sahteliğin üstünü örtmek
için görüntüler resmen kaybettirildi diyorlar. Böylece montaj sorumluluğunu kimse almamış olacaktı.
Özellikle Ruslara göre Amerika hiç bir zaman aya iniş yapmadı…11 eylül adıyla bilinen ikiz kulelere yapılan uçaklı saldırılar
Ruslara göre yine 51’ci bölgede planlandı. Bu sefer Bush yönetimi dünyanın dikkatini başka yerlere çekmek istedi” şeklinde
oldukça önemli iddialar ortaya atıldı. Üstelik Amerikan halkının önemli bir kısmında oluşan bilgi birikimi buna benzer komplo
teorilerini destekliyor nitelikte. Bu konu gerçekten uzun zamandır gündemde çok çeşitli iddialar var, benim kişisel görüşüm: daha
önceleri Aya gidildiğine kesinlikle inanıyordum… ancak bu kadar görüntüleri inceledikten sonra genel kanaatim yarıya düştü…
daha doğrusu: 1969 yılında aya gidilmediğine dair yapılan iddiaların doğruluğuna yüzde 50 ihtimal veriyorum… yani ne gidildi, ne
de gidilmedi diyorum… Ancak sonuç ne olursa olsun uzaya kesinlikle gidilmiştir, Aya hangi yılda gidilip gidilmediği bizim için
önemli değil… önemli olan ilim dünyası bu yolculuktan neler öğrendi… bizde şimdi bunun nimetlerinden yararlanıyoruz. Amerika
o yıllarda olayı biraz aceleye getirmiş olabilir… Rus’lardan önde olmak için, ve bunu kanıtlamak için belkide stüdyodan
bazı görüntüler yayınlamış olabilir, biz ona bir şey diyemiyoruz… ancak Aya kesinlikle gidilmiştir… bu da büyük bir ihtimalle 1969
yılından sonra gerçekleşti.
İngiliz gazetesi The Telegraph’a göre, Aya çıkma olayı 20’ci yüzyılın en büyük yalanı olarak tarih sayfalarına geçti…
Ayda hiç bir zaman yer çekimi veya rüzgar olmadığı halde dikilen bayrakta bazen küçük dalgalanmalar gözleniyor… bunun
imkansız olduğunu vurgulayan gazete, görüntülerde gece sahnesi varken yıldızların neden arkaplanda yer almadığına dikkat
çekti… bunun üzerine NASA’da yıllarca görev aldığını iddia eden uzmanlardan biri reportajda bu soruları şöyle
cevaplıyor: bayrakta küçük dalgalanma olayını, hemen yakında bulunan uzay modulünden gelen egzoz gazından
kaynaklandığını, arkaplanda neden yıldız gözükmüyor sorusunu da o dönemlerde yıldızları görüntüleyebilecek kameralar
bulunmadığını belirtiyor. Nasa tarafından verilen, ayıca resmi olmayan açıklamalar ile yetinmeyen bilim adamları özellikle şu
sorular üzerinde duruyorlar…
Peki internet ortamında bir takım görüntülerde astronot Neil Armstrong
aya ilk defa ayak bastığı sırada bir anda stüdyodaki tavandan
kopan büyük bir metal cisim Neil Armstrong’un sol koluna çarpıyor ve
herkes yardıma koşuyor… peki buna ne demeli?… Nasa: “bu
gerçekten yerde yapılan deneme çekimleri sırasında yaşanan talihsiz
bir kaza. Üstelik yerde birçok prova çekimleri yapıldı, insanlar bunu
orjinal görüntülere monte edip dalga geçiyorlar… oysa biz insanlığın
hizmetine sunulan büyük bir başarıyı gerçekleştirdik “.
Hesaplamalara göre Ay yüzeyindeki gündüz sıcaklığı 260 ile
280 derece arasında değişiklik gösteriyor. Bu derecedeki
sıcaklıkta çekilen filmler erir ve insanlar muhtemelen rahatsız olur.
Hatta muhtemelen ölür… Peki ama astronotlar neden bu kadar rahat
görünüyorlar?… üstelik Ay’dan getirilen kaya parçalarından bire bir
aynısı Antartika kıtasında bile var… birde: İniş modülü Ay’ın
yüzeyinden ayrıldıktan sonra roketten çıkması gereken alev
görünmüyor… hele hele Nixon hükümeti döneminde tam 6 sefer Aya
iniş gerçekleştiği söyleniyor… peki neden sonraki gelen hükümetler döneminde sadece bir kere olsun Aya iniş gerçekleşemedi?.
Uzmanların kafasını kurcalayan sorular bununla da bitmiyor… İniş modülünün ağırlığı 17 tondu ve kum üzerinde hiçbir iz
bırakmadan duruyor. Halbuki hemen yanıbaşında astronotların kumdaki ayak izlerini görmek mümkün. Modül neden iz
bırakmadı.
Ay’ın görünmeyen karanlık yüzündeki hava sıcaklığının eksi 41 dereceye kadar düştüğü… eksi 40 dereceden itibarense
cisimlerin kırılganlık derecesinin arttığı biliniyor. Bu sıcaklıkta elektrikli cihazlar çalışmaz, araba akülerini çalıştırmak da zordur.
Sıcaktan soğuğa geçerken yaşanan bu ani ısı değişikliği, cisimlerde esnemelere ve kırılmalara sebep olur. Peki ekipmanlar ve
astronotlar nasıl bu kadar rahat çalışabiliyorlar?… Nasa: “bütün bu olasılıklar için gerekli önlemler alınır… üstelik yeryüzündeki
denemeler yıllar sürdü… uzayda her türlü ısı ortamlarına dayanıklı giysiler kullanıldı… insanlar bu tür saçma sorularla
Aya gidilmedi şeklinde asıl gerçekle ilgisi olmayan komplo teorilerini ortaya atıyorlar… oysa biz bunu hak etmiyoruz… ABD, o
yıllarda defalarca uzay yolculuğu gerçekleştirdi. Aya iniş yapma konusu da ayrıca bu proğram kapsamında yer aldı”.
Çok düşük bir yerçekimi ortamında astronotlar bazen yürüme ile zıplama arasında gidip gelen hareketler yapıyorlar… Televizyon
çekimlerinin birinde, astoronotun zıplamak için dizlerini büktüğü ama sonuçta bir kaç adımdan öteye gidemediği gözleniyor.
Astonotlar, yerçekiminin 6 kat daha az olduğu bir ortamda, niçin normal bir insanın yeryüzünde zıplayabiliceği kadar bir
mesafeye zıplayabiliyorlar?… belliki ince çelik bir halatla stüdyo tavanında asılı duran astronotlar kontrollü bir şekilde
yürütülüyorlar… bazı görüntülerde astronotların sırtına takılan ince halatların üzerine düşen ışık yansıması bile var… resimlerin
birinde iki metre mesafe ile karşı karşıya duran iki Astronot gölgesinin biri uzunken bir diğeri çok kısa, bu nasıl oluyor?… Nasa:
bu resimler üzerinde sonradan montaj yapanlar olmuştur… orjinal resimlerde gölgeler çok makul duruyor… ayrıca engebeli olan
zeminlerde gölgeler bir biri ile aynı uzunlukta olmayabilir ”.
Bilindiği gibi yeryüzünden 250 ve 750 mil yükseklikteki mesafeler
arasında kalan bölgeye Van Allen Kuşağı ismi veriliyor. Bu kuşak,
güneşten gelen radyoaktivite yüklü ışınların dünyaya gelmesini
engelliyor. Astronotların, Ay’a gidebilmesi için bu kuşak içinden
geçmeleri gerekiyor… burası çok yüksek ısıların bulunduğu kızgın
bir tabaka… bir insanın buradan geçebilmesi için, 4 metre kalınlığında
bir kurşun tabakasıyla kaplanmış kıyafetlerin olması gerekiyor.
Bunun yanısıra, çekilen görüntülerde astronotların sert bir şekilde
dizlerinin üstüne düştükleri birkaç sahne görüyoruz. Peki böylelikle
kendilerini büyük bir riske atmış olmuyorlar mı?.. Ya basınca dayanıklı
elbiseleri yırtılsaydı?… Nasa:” o elbiseler öyle kolayca yırtılacak
elbiseler değil… siz bunları yerde denenmediğini mi sanıyorsunuz?…
uzay yolculuğu öyle sıradan bir yolculuk olamaz… her türlü önlem
alınır… sonra yolculuğa çıkılır… ayrıca basınç diye bir kavram yok
orada… ve siz yüksek dereceli ısıdan bahsediyorsunuz… aslında
yolculuk sırasında çok yüksek ısıları unutturacak tehlike ortamları
vardır uzayda… ancak insanoğlu bütün bunların üstesinde gelebilecek
kabiliyettedir… o mertebeye gelmeden uzaklara zaten gidilemez… belli
bir birikim olmadan, ayrıca risk almadan uzay yolculuğu asla söz
konusu olamaz”. İnsanlık şimdi ışık hızıyla uzayda yol almanın
imkanlarını araştırıyor… siz 30-40 yıl gerilerden bahsederken, biz
birkaç ışık yılı ileriyi düşünüyoruz… gözümüz hala yükseklerde…
ötelerde desek daha doğru olur”.
Modül’ün Altında Niye İz Yok?…
NASA’ya göre Ay modülü Ay’a indiğinde motorlarından 3000 Ibs’lik (yaklaşık 1,5 ton) basınç çıkıyordu. Bize anlatıldığı ve
görüntülerden anlaşıldığı kadarıyla, Ay yüzeyi tozlu ve yumuşak. Peki iniş esnasında, modülün altına denk gelen kısımda niçin
herhangi bir yıpranma, dağılmış yumuşak doku yada itmeden oluşan bir çukur görmüyoruz?… Aynı şekilde niçin Ay modülünün
ayaklarında tozlanma göze çarpmıyor?… Yandaki resimde bir başka ilginç nokta da, modülün hemen altında bir ayak izinin
bulunması. Peki, tam olarak modülün altına denk gelen bölgeye bu ayak izi nasıl geldi?… Astronotlar bilindiği kadarı ile modülün
altına girmediğine göre, acaba stüdyoda çalışan set işçileri, daha önce senaryo çalışması yapan astronotlardan birinin ayak
izlerini silmeyi mi unuttular?… Ya da modül eski yerinden kaldırılıp şu an bulunduğu yere mi taşındı?…
Ay’da Atmosfer Yoksa, Nasıl oluyor da arka planda yıldızlar yok?…
Yine yukarıdaki resimde astonotları Ay yüzeyine indiren Ay modülünü görüyoruz. B ile işaretlenen yere baktığımızda
gökyüzünde hiçbir yıldızın görünmediğini fark ediyoruz. Madem ki atmosfer yok, niye arka planda parlak yıldızlar gözümüze
çarpmıyor?… NASA uzmanları bunu, basit fotoğrafçılık mantığı ile açıklıyor: “Eğer yakın plandaki nesneleri (astronot, ay modülü
gibi) odaklarsanız, arka plandaki parlak nesneleri (yıldızları) aynı poz içinde yakalayamazsınız” (A) ile işaretlenen noktaya
baktığınızda, ay modülünün karanlık tarafında kalan Amerikan bayrağını net olarak görüyorsunuz. Komploculara göre, bu
fotoğraf Ay’da çekilmiş olamaz. Zira, eğer bir cisim Ay yüzeyinde gölgede kalıyorsa, onu görmek imkansızdır. Çünkü Ay
yüzeyinde atmosfer yoktur. Atmosfer içindeki hava molekülleri ışığı süzerek yansıtırlar ve yeryüzünde gölgede kalan noktalar bu
şekilde görülebilir. Ay’da atmosfer olmadığı için, gölgede kalan bir nesnenin kesinlikle görünmemesi gerekir. Peki, resimdeki
bayrak nasıl görünüyor?… Bununla birlikte, Ay yüzeyine düşen güneş ışığı kırılmadan ve süzülmeden geldiği için kör edici bir
etkiye sahip. Bundan dolayı astronotlar, güneş ışınlarından korunmak için % 95 altın alışımlı başlıklar takıyorlar. Öyle ise
güneşin vurduğu noktaların daha parlak, gölgelerin ise tamamen karanlık olması gerekmiyor mu?… Ama NASA fotoğraflarındaki
gölge tonlarının, yeryüzünde çekilmiş fotoğraflardan hiçbir farkı yok.
Resimdeki Artılara Dikkat…
Uzay fotoğraflarında resmi enlemesine kesen küçük artı (+) işaretleri
sizin de dikkatinizi çekmiştir. Söz konusu artılar, kameranın bir
parçasından kaynaklanmakta ve film ile kamera vizörünün
(siperliğinin) arasında bulunmaktadırlar. Bu husus, komplo
teorisyenlerinin de dikkatini çekmiş olsa gerek, buradan da ilginç
noktalar yakalamışlar. Mesela yandaki resimde işaret ile gösterilen
kısımda, nasıl oluyor da resmin yarısı artının önünde, yarısı arkasında
olabiliyor?… Yoksa bu artılar, sadece saydam bir plastik üzerine
işaretleniyor ve resimlerin üzerine mi yerleştiriliyordu?… belki de bu
resimde, dikkatsiz teknisyenlerden biri, plastik bandın kaydığını
farketmemişti… resimlerin birinde karşı karşıya gelen astronotların biri
arkadşını resimlerken karşıdakinin başlığına yansıyan refleksiyonda
neden elinde resim kamerası yok?
Güneş…
Bölgedeki gölgenin, eğer Ay’da atmosfer yoksa ve tek ışık kaynağı
Güneş ise, daha karanlık olması gerekiyor. (B) ile işaretlenen arka
plan görüntüsünde, ufuka doğru yaklaştıkça karanlığın çöktüğü
görünüyor. Bu, atmosferik coğrafyadan dolayı, sadece yeryüzünde
olabilecek bir görüntü. Normalde Ay’daki ufuk çizgisinin daha keskin
ve parlak görünmesi gerekiyor. Başlıkta (E) ile işaretlenen bölgede ise, gökyüzünde bağımsız bir cisim göze çarpıyor. Farklı
resimlerde de göze çarpan bu cisimle ilgili bugüne kadar doyurucu bir açıklama yapılabilmiş değil. Burada devreye, UFO’cular
giriyor. Onlar, Ay’a gerçekten gidildiğini ve resimde görünen garip cismin bir uçan daire olduğunu iddia ediyorlar.
Son Kanıt:
Bir Bilim Adamının Bu Teorileri Çürütmek İçin Ay’a İlk Ayak Basıldığının En Büyük İspatı Olan Video Görüntülerini Tekrar
İncelemek Ve ABD nin Aya Gitmedi Yalanını Çürütmek İçin Nasa’ya Yaptığı Başvuruya Aldığı Cevap…
GÖRÜNTÜLERİ BULAMIYORUZ…
Ay’a gönderilen APOLLO uzay mekiğinden önce yüzlerce kez denemeler yapılmış ve bu denemeler hep başarız olmuş, onlarca
astronot hayatını yitirmiş. Apollo dan iniş için düşünülen modül gönderilmeden önce Ay’a çok yakın iken çekilmiş gerçek resimler
mevcut. Fakat bu resimlerden başka hiçbir resim ve belge Ay üzerinde çekilememiştir.
Hatta modülün mekikden çıktıktan sonra ne olduğunu dahi bilen yok…
Yapılan incelemeler sonunda:
Bu resimlerin Apollo gönderilemeden önce yer yüzünde Ay’daki hareketleri tam olarak sağlayabilmek için yapılan simülatör
olduğu ortaya çıkmıştır. Evet sonuçta oradaki resimler Dünya ’da çekilmiş , Ay’ın simulatörüdür. Havada kalma mevzusu ise içi
su dolu büyük bir cam vanusda yerçekimine alışmak için yapılmış ve
resmedilmiştir. Resmin Ay’da çekildiğini söyleseyenler camın
yansımasını hesaba katmamışlardı. Sonuç olarak başarısızlığını
Dünya’ya duyurmamak isteyen birisi, kendini ıspatlamak için elinden
gelen her türlü gayreti sarf etmiştir.
Ay’a basılan ayağın izi ortada yok
Aya seyahatin orijinal görüntülerini incelemek isteyen bilim adamına
NASA: “Görüntüleri bulamıyoruz” dedi. “Zaten hepsi tezgahtı” diyen
komplo teorisyenleri atağa geçti.
Benim için küçük, insanlık için büyük bir adım…” Neil Armstrong’un 37
yıl önce dünya tarihine geçen bu sözünün artık hiçbir kanıtı yok
denildi. O anın orijinal görüntülerinin, NASA’nın Maryland’deki
üssünde kaybolduğu ortaya çıktı. Avustralyalı bir bilim adamı
tarafından ortaya çıkarılan olay, “ABD Ay’a gitmedi. Görüntüler
stüdyoda tezgahlandı” tezini savunan binlerce komplo teorisyenini de sevindirdi. Teorisyenler, NASA’nın sırrını örtbas etmek için
kasetleri ortadan kaldırdığına inanıyorlar.
Tarihi önemi çok büyük
Ay’dan gelen görüntülerin tarihiyle ilgili bir araştırma yapan Avustralyalı bilim adamı John Sarkassian, NASA’ya başvurarak
kasetleri izlemek istediğini söyledi. Ancak tüm aramalara rağmen kasetler bulunamadı. Hiç kimse kasetlerin yerini bilmiyordu. Bu
olay bilim dünyasını ayağa kaldırdı. Bilim adamları şimdi büyük bir engelle karşı karşıya olduklarına inanıyorlar. Orijinal
görüntüler, manyetik bantlara kaydedildiği için bozulma riskleri çok yüksek ve bir an önce bulunup dijital disklere kaydedilmeleri
gerekiyor. Yoksa, gelecek nesiller, insanlık için büyük adımları sadece bozuk televizyon görüntülerinden izleyebilecek.
Detaylar görülemiyor
20 Temmuz 1969’da gerçekleşen seyahat, NASA’nın zamanın son teknolojisiyle üretilen kameraları tarafından canlı olarak yine
NASA’nın Kaliforniya ve Avustralya’daki televizyon istasyonlarına gönderildi. O zamanlar bu görüntüleri işleyecek teknolojisi
olmayan televizyon kanalları ise orijinal görüntülerin yansıtıldığı perdelerden çekim yaptılar. Bu nedenle detaylar, orijinallerindeki
kadar net olarak görülemiyordu. Manyetik bantlı video kasetlere kaydedilen orijinal görüntüler ise 1970 yılında ABD Ulusal
Arşivleri’ne kaldırıldı. Ancak görüntüler, 1984’de hiçbir neden belirtilmeden Maryland’deki Goddard Uzay Üssü’ne taşındı.
Ay toprakları yerine… stüdyoya mı ayak basıldı?
Komplo teorisyenlerine göre aya hiç gidilmedi, tüm görüntüler bir stüdyoda çekildi. ABD, Rusya ile bir uzay yarışına girişmiş,
rakip uzaya insan göndererek öne geçmişti. NASA’da buna karşılık, Ay’a gittik yalanını uydurdu. İşte komplo teorisyenlerinin
iddiaları: 70 kilo olan Neil Armstrong, yüzeyde derin izler bırakırken, 1 tonluk uzay aracı neden hiçbir iz bırakmıyor?… Astronot
gölgede kalmasına rağmen nasıl bu kadar net ve parlak görülüyor?… Güneş gibi çok uzak bir ışık kaynağından bu kadar güçlü
bir ışık gelip de taşların bu şekilde gölge yapmasına neden olamaz. Ama stüdyodaki spot lambalar yapabilir.
Bütün dünya aldatıldıysa niçin ?
Komplo teorisyenlerine göre, insanoğlu hiçbir zaman Ay’a gitmedi ve bizler Amerikan hükümeti tarafından aldatıldık. Peki ama
neden?… Doğrusu, bunun için öne sürülen sebepler, en az Ay’la ilgili olanlar kadar ilginç. Üç nokta üzerinde birleşiliyor: Para,
dikkat dağıtmak ve uzay yarışını kazanmak. Komplo teorisyenlerine göre: Amerikan hükümeti, uzay çalışmaları için 30 milyar
dolar harcamıştı. Olası bir başarısızlıkta vergi konusundaki hassas
kamuoyu, bunun hesabını sandıkta soracaktı. Giden paraları
taçlandırmak için böylesi parlak bir senaryo geliştirildi ve uygulandı.
Gururlanan halk, artık parasının peşine düşmeyecekti.
Bir başka iddiaya göre, senaryo kauoyunun dikkatini dağıtmak için
geliştirildi. “Wag The Dog” isimli filmi seyredenler hatırlar: ABD
Başkanı’nın 12 yaşındaki bir kız çoçuğu ile ilişkisi vardır ve
seçimlerden bir hafta önce medya bunu öğrenir. Kamuoyunun
dikkatini dağıtmak isteyen Başkan, Arnavutluk’a savaş ilan eder. İşte
Ay uçuşları da aynı amaca hizmet ediyor. Buna göre, Amerikan
halkının kötü giden Vietnam Savaşı’na yönelik itirazlarını dindirmek
isteyen hükümet, sahte Ay uçuşlarını gündeme soktu. Dikkatle
bakıldığında, Vietnam Savaşı’nın bitimiyle, Ay uçuşlarının bitirilmesi
aynı döneme rastlamaktadır.
Son mantıklı açıklama ise, iddia edilen tezgahın, Sovyetler Birliği ile o
dönemde yapılan kıyasıya Uzay Yarışı’nın kazanılmasına yönelik
olduğu. Sovyetler karşısında daha fazla rekabet edemeyeceğine kanaat getiren ve aynı zamanda daha fazla para harcamak
istemeyen Amerikan hükümeti, bir taşla iki kuş vurdu. Hem yarışa son noktayı koydu, hem de rakibi karşısında yıllar boyu
sürecek olan psikolojik bir üstünlük ele geçirdi. Bu, ” Tamam biz bu işten çekiliyoruz ” demekten daha kolaydı üstelik.
Sonuç…
Bilindiği gibi Amerikanın uzayda yolculuk proğramı 1962 yıllarında
başladı… o dönemin başkanı John F. Kennedy NASA’nın
yürüttüğü proğrama çok önem veriyordu… proğram öncesi bir dizi
çalışmalar yapıldı, 1959 yılında yeryüzünden 40 bin metre yükseklikte
X-15 tipinde süpersonik uçaklarla saatte 6400 kilometreye varan hız
denemeleri yapıldı… aya ilk ayak basan astronot Neil Armstrong
(resimde solda) yine bu uçakları kullandı… böylece ilk roket motorları
denenmiş oldu… daha sonra orta menzil uzay uçuşları yapıldı… iyi
netice veren bu uçuşların ardından bu sefer uzun menzilli
mesafelere Apollo adında birçok deneme modülleri fırlatıldı…
yüksek basınçlı ortamlarda insanların yaşayabilmesini öğrenmek için
kapsüllerin içinde zaman zaman maymunlar yolculuk etti… başarısız
geçen bazı denemeler esnasında çok sayıda astronot hayatını
kaybetti…
Amerikanın bu başarısı, öküz altında buzağı arayanlar için her ne kadar basit görülsede, ABD uzayda yolculuk adına sürdürdüğü
mücadelenin bedelini zaman zaman çok ağır ödemiştir. Ayrıca ilim dünyası bu deneylerden çok şeyler öğrendi… örneğin
Hubble Uzay Teleskopu, veya Tüksat haberleşme uydusu bunun en güzel örneğidir. Ve daha nice uydular… bugün cep
telefonumuzla uydu aracılığı ile memleketimizle, ailemizle görüşebiliyorsak, evimizde 150
kanaldan Televizyon izleyebiliyorsak, yarınki hava şartlarının tüm detaylarını önceden öğrenebiliyorsak, elbette bunu biraz da
batı alemine borçluyuz… Aya gidildi veya gidilmedi… sonuç ne olursa olsun, önemli olan bugün ki sahip olduğumuz imkanlar…
bütün bunlar büyük bir başarının ürünüdür. Bu uğurda ölen astronotlar ilim adına, insanlık adına çok büyük başarılara imza
atmışlardır… bizlere mekanları cennet olsun demek düşer.

aya giden insan var mı ile ilgili görsel sonucu

 

YORUM YAP