Hamdi Ulukaya

Servetini Çalışanlarıyla Paylaşan Amerika’nın Yoğurt Kralı Hamdi Ulukaya Ve Chobani Mucizesi

Başarı hikayeleri, her zaman bize ilham vermiştir. İşte Hamdi Ulukaya‘nınki de tam bu türden bir hikaye. Biz ülkede birbirimizle boğuşurken, Erzincanlı bir vatandaş, yoğurt satarak Amerika’da dünyanın en değerli markalarından birini yarattı. Kısa zamanda elde ettiği bu başarıyla adından sıkça bahsettiren Ulukaya’nın yeniden gündeme gelmesinin nedeni ise “çalışanlarına şirket hisselerinin yüzde 10’unu dağıtma kararı verdiğini” açıklaması. Bu paylaşım programıyla, bazı çalışanlara bir milyon dolara yakın pay düşecek.

Şu an Amerika’nın en başarılı 10 işadamından biri olarak anılan Hamdi Ulukaya, yoğurt markası olan Chobani’yi 2005’te kurdu…

1.hamdi.ulukaya.listelist
Yıllar önce Amerika’ya küçük bir sırt çantasıyla dil öğrenmek için giden Ulukaya, ilk fabrikasını babasının desteğiyle kurmuş. Babasının, onu ziyarete geldiği bir sırada “Burada hiç güzel peynir yok, bizimkileri getirip satsana” demesiyle başlamış aslında bu macera. Ve iki yıl içinde de tam anlamıyla oturtmuşlar bu ürünü. Tam peynir işi düzene oturmuşken de Chobani’yi kurmaya karar vermişler.

Ve Chobani’nin enteresan bir kurulma hikayesi var

2.hamdi.ulukaya.listelist
Ulukaya, bir gün masasını toplarken eline, üzerinde “Makineleriyle satılık yoğurt fabrikası” yazan bir kağıt geçmiş. Çöpe atmış bu kağıdı önce ama yarım saat sonra gidip aramaya başlamış çöpün içinde. “O çöp kutusu hayatımın dönüm noktasıdır” diyor Ulukaya.

Bu kararında, fabrikasında çalışan 55 kişi etkili olmuş en çok.

“O insanlar bir ay sonra kapanacak bir fabrikada çalışıyorlardı ve gittiğimde işin hiç teklemediğini gördüm. İnsanlarda ne bir isyan, ne bir bıkma ya da moral bozukluğu… Çok etkilendim. Dedim ki ‘Bu insanlar kapanmak üzere olan bir fabrikada böyle çalışıyorlarsa yeni bir yatırımda neler yaparlar.’ Beni yanıltmadılar. Dört yılda Amerika’nın en büyük süt alımını yapan fabrika olduk.” Bu cümleleriyle anlatıyor o günleri Ulukaya.

Chobani, sadece 11 yıl gibi bir süre içinde Amerika’nın lider yoğurt şirketi oldu

3.hamdi.ulukaya.listelist
Markasının isminin altında yatan hikayeyi ise şöyle aktarıyor Ulukaya:

“Balkan ülkelerinde, Yunanistan’da falan ‘Choban’ aynı anlama geliyor. Çoban yani. Ben de bu kelimenin bu birleştirici özelliğinden etkilendim. Sonuçta çoban her yerde çoban, yoğurt her yerde yoğurt.”

Yabancı basında “Yoğurdun Steve Jobs’u” olarak nitelendirilen Hamdi Ulukaya’nın başarı hikayesi ise, alışık olduğumuzdan biraz daha renkli

4.hamdi.ulukaya.listelist
Ulukaya, dedesi ve babasıyla yaz aylarında yaylaya çıkıp koyun güden, üniversite çağına kadar meslek seçimi konusunda oldukça kararsız olan bir çocuk… Sonra bir gün hiç İngilizce bilmemesine rağmen, küçücük bir sırt çantasıyla Amerika’ya gitmeye karar veriyor. Daha o yıllardan risk almayı sevdiğini gösteriyor bize bu yaptığı. Öyle ki; aldığı riskler sayesinde, genç yaşına rağmen bugün Amerika’nın en başarılı işadamları arasına ismini yazdırmış biri o.

Ve Chobani’nin kurucusu olarak adından sıkça bahsettiren Hamdi Ulukaya, dün yaptığı basın açıklamasında çalışanlarına hisse dağıtacağını söylemesiyle yeniden gündeme geldi

5.hamdi.ulukaya.listelist
Ulukaya “Chobani Shares” adı verilen ortaklık programından 26 Nisan 2016 tarihinden itibaren, yaklaşık 2 bin çalışanın yararlanacağını açıkladı. Yaptığı açıklamada bu adımın hep hayali olduğunu belirterek “Bugün, Chobani için yeni bir sayfa açıyoruz. Şu andan başlayarak, hepimiz Chobani’nin geleceğinin bir parçası olabiliriz” dedi.

Amerikan basınında yer alan habere göre Ulukaya’nın duyurduğu bu programın hayata geçmesi için şirketin öncelikle halka arz edilmesi gerekiyor. Ama bunun gerçekleşmesi için, Ulukaya’nın eşiyle olan mal paylaşımı davasının sonuçlanması beklenecek.

BONUS 1: Amerika’da Chobani, her kesime ulaşan bir marka

BONUS 2:

 

‘Çöpe attığım kağıt hayatımı değiştirdi’

Hakkında “Yoğurdun Steve Jobs’u” diye başlıklar atılan, Amerika’nın en çok satan yoğurt markası Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya: “Çöpe attığım, üzerinde ‘satılık yoğurt fabrikası’ yazan kağıt hayatımın dönüm noktam oldu”

 

02.10.2011 – 02:30 | Son Güncelleme: 01.10.2011-20:20

‘Çöpe attığım kağıt hayatımı değiştirdi’

Hakkında “Yoğurdun Steve Jobs’u” diye başlıklar atılan, Amerika’nın en çok satan yoğurt markası Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya: “Çöpe attığım, üzerinde ‘satılık yoğurt fabrikası’ yazan kağıt hayatımın dönüm noktam oldu”

8Sitene Ekle

‘Çöpe attığım kağıt hayatımı değiştirdi’

Pelin Çini / pelin.cini@milliyet.com.tr
Fotoğraflar: Ercan Arslan

İş dünyasına ait haberlerin bulunduğu “ciddi” dergilerde ve gazetelerin ekonomi sayfalarında yayımlanan başarı öykülerini aklınıza getirin. Aldığı ödüllerle birlikte şık ofislerindeki büyük masalarının başında ya da fabrikalarının önünde poz veren işadamlarını ve işkadınlarını mutlaka anımsayacaksınız. Hamdi Ulukaya (39) da onlardan biri. Üstelik başarı hikayesi alışık olduklarımızdan çok daha renkli. Dedesi ve babası ile birlikte yaz aylarında yaylaya çıkıp koyun güden, üniversite çağına kadar ne olacağına bir türlü karar veremeyen. Amerika gibi bir yere tek kelime dahi İngilizce bilmemesine rağmen “Gidip bir bakayım, nasılmış oralar?” diyerek gidebilen biri o. Her ne kadar “Maceraperest değilim” dese de risk almaya bayılıyor. Hiç düşünmeden, hesap kitap yapmadan aldığı risklerde hiç yanılmamış olmalı ki şu an Amerika’nın en başarılı 10 işadamından biri ve 40 yaş altındaki işadamları arasında en parlak girişimci olarak anılıyor.


Hamdi Ulukaya, Pelin Çini

* Babanız mandıracılık yapıyormuş. Ona yardım ederek büyüdüğünüzden bahsediyorsunuz. Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

Dedem Elazığ’daki Şavak aşiretinin lideriydi. Ondan sonra da babam geldi. Ancak aşiret denilince hep mal mülk üzerine işleyen bir sitem gelir akla. Bizimki öyle değildi. Dedem de babam da manevi liderlerdi. Ben altı kardeşli bir ailede, Fırat Nehri’nin kenarında, Munzur Dağları’nın eteğinde küçük bir kasabada büyüdüm. Hayatım dedemin dizinin dibinde aşireti nasıl yönettiğini izleyerek geçti. Verilen sözün tutulması gerektiğini, bir işte önceliğin insan ve ona duyulan güven olduğunu ondan öğrendim. Babam mandıracılık yapardı. Ben de yazları yaylaya çıkar, ona yardım ederdim.

* Amerika’ya gitme fikri nasıl ortaya çıktı?

Dil öğrenmek istiyordum. Öylesine, bir gidip bakayım dedim ve Long Island’a gittim. İlk başlarda her giden gibi bocaladım, yalnız kaldım çok. Amerika’ya küçük bir sırt çantasıyla gittim, hiçbir şeyim yok sanıyordum ama meğer ailemden öğrendiğim deneyim ve bilgilerle doluymuş. Başarılı olmak için gereken her şeye sahipmişim.

“Yunanlılar ‘Bir Türk yoğurt piyasasında bizi geçti’ diye üzüldü”

* İlk fabrikanızı da babanızın desteğiyle kurmuşsunuz…

Beni ziyarete gelmişti. “Burada hiç güzel peynir yok, bizimkileri getirip satsana” dedi. Hemen bir-iki konteynır getirdik. Toptancılara verdik, iyi gitti. Para kazandık. Ardından da bir fabrika kurduk. İki yıl bocaladık ama sonra ürün oturdu.

* Tam peynir işi düzene oturmuşken bu defa da Chobani’yi kurup bir daha risk almışsınız…

Yapım böyle. Çalışmam lazım illa ki. Chobani’nin kurulma hikayesi de enteresandır. Masamı toplarken elime bir kağıt geldi. Üzerinde “Makineleriyle satılık yoğurt fabrikası” yazıyor. Attım çöpe. Yarım saat sonra çöpün içinde kağıdı arıyordum.

* Ne oldu o yarım saat içinde?

Karşıma bir fırsat çıktı, birçok insanın başına her gün geliyor ama ben fark ettim ve değerlendirdim.
O çöp kutusu hayatımın dönüm noktasıdır bu yüzden.

* O kararı size ne verdirdi?

Fabrikada çalışan 55 kişi kararımda etkili oldu. O insanlar bir ay sonra kapanacak bir fabrikada çalışıyorlardı ve gittiğimde işin hiç teklemediğini gördüm. İnsanlarda ne bir isyan, ne bir bıkma ya da moral bozukluğu… Çok etkilendim. Dedim ki “Bu insanlar kapanmak üzere olan bir fabrikada böyle çalışıyorlarsa yeni bir yatırımda neler yaparlar.” Beni yanıltmadılar. Dört yılda Amerika’nın en büyük süt alımını yapan fabrika olduk.

* Türkler “Yoğurdu biz icat ettik” der. Oysa sizi ambalajlarınızda “Yunan yoğurdu” yazıyor. Tepki aldınız mı?

Fransızlar da, Yunanlılar da, Bulgarlar da, biz de böyle diyoruz. Oysa yoğurt bir yöreye ait değil. Yunan yoğurdu Türk yoğurdundan farklı. Bizim süzme yoğurda benziyor ama daha sulu ve tatlı. Ayrıca onlar bu pazarı oluşturmuş, insanlar Yunan yoğurdu diye bir şeyle tanışmışken aynı ürünü başka bir isimle lanse etmek iş anlamında büyük bir hata olurdu. Buradaki Türk işadamı arkadaşlarımdan bazı tepkiler almıştım ama zamanla geçti. Yunanlıların da tepkileri oldu, “Bir Türk geldi ve bizi geçti” diye epey üzüldüler.

 

“Biz Apple’ın izlediği rotaya paralel gidiyoruz”

* Geçenlerde Forbes dergisi sizin için “Yoğurdun Steve Jobs’u” diye bir tabir kullandı…

O enteresan bir başlıktı. Ben ilk toplantımızda arkadaşlarıma “Biz gıda firması olabiliriz ama stratejilerimizi teknoloji firması gibi geliştirmeliyiz. Basit ürün, yenilikçi ürün ve şaşırtıcı pazarlama yöntemlerimiz olmalı” demiştim. Bu, Apple’ın izlediği rotayla gayet paraleldi. Hâlâ da öyle. Yılda iki kez yeni ürünler çıkarırız, ambalajlarımızı yenileriz. Yeni ürünü son ana kadar açıklamaz ve tüketicide beklenti yaratırız.

* Siz patron olarak hâlâ her aşamada işin başında mısınız?

Hayır çünkü bir yönetici varlığını ne kadar görünmez kılarsa o kadar başarılıdır. Ben şu an burada tatildeyim ve telefonum çalmıyor. Çalsa da açmam çünkü biliyorum ki ben olmasam da sorunsuz devam edecekler. Bir de “Aman benim işimi elimden alır” diyerek adam yetiştirilmiyor. Oysa bu yanlış, siz ne kadar çok size benzeyen ve işinizi yapan adam yetiştirirseniz o kadar hızlı ilerlersiniz. Mesela “Steve Jobs olmadan Apple nasıl devam edecek” diye endişelenenler var. Ama ben hiçbir zarar gelmeyeceğine eminim. Apple da böyle bir şirket çünkü.

* Bir de Chobani Shepherd’s Gift Foundation (Çoban Armağanı Vakfı) adında bir vakfınız var. 

Bizim kültürümüzde paylaşmak var. Para bir yere kadar, sonra insan manevi bir başarı arıyor. Kârın yüzde 10’u vakfa gidiyor. Yurtdışında fabrikamızın bulunduğu kasabaya Amerika’nın en büyük beyzbol sahasını kurduk. Türkiye’de de kütüphaneler kuracağız. Kurban Bayramı’nda da Somali’ye gidiyoruz. Oraya da 1 milyon dolarlık bir bağışta bulunduk.

“Boş zamanlarımda çocuk öyküleri yazıyorum. Birini bastırmak üzereyim”

* Biraz da özel hayatınızdan bahsedelim. Anneniz çok istemiş ama siz bir türlü evlenmemişsiniz..

İlk başlarda zamanım yoktu, sonra da nedense olmadı. Bir-iki kere direkten döndüm tabii. Aile benim için çok önemli. Baba olmak da istiyorum. Ama bugüne kadar doğru kadın karşıma çıkmadı. İlk görüşte aşka da inanırım.

* Neler yapıyorsunuz boş zamanlarınızda?
Soho’da bir evim ve New York’un dışında bir çiftliğim var. Çiftlikte atlarla ve köpeklerimle vakit geçiriyorum. Gece hayatım yok, yüksek sesli müzik başımı ağrıtıyor. Dans etmeyi de beceremem. Çocuk öyküleri yazıyorum. Birini bastırmak üzereyim. Bir de fırsat buldukça dünyayı geziyorum. Favori mekanım Güney Amerika.

“Çoban her yerde çoban, yoğurt her yerde yoğurt”

* Önümüzdeki günlerde Amerika Reklamcılar Federasyonu’nundan iki ödül alacaksınız…

Dört yılda bu ödüllere layık görülmek harika. Reklam kampanyalarımız nedeniyle başarılı bulunduk. Ama bugüne kadar aldığım ve en gurur duyduğum ödül Türk-Amerikan İş Forumu tarafından Yılın Girişimcisi seçilmekti. Kendi milletimin verdiği ödüldü çünkü.

* Chobani ismi nereden geliyor?

Balkan ülkelerinde, Yunanistan’da falan “Choban” aynı anlama geliyor. Çoban yani. Ben de bu kelimenin bu birleştirici özelliğinden etkilendim. Sonuçta çoban her yerde çoban, yoğurt her yerde yoğurt.

* Amerika’daki Türkler size iş için başvuruyor mu?

Benimle çalışmak için bana özelliklerini, donanımlarını ispatlaman gerek. Sırf Türksün diye seni işe almam. “Maria’dan, George’den ne farkın var?” bilmeliyim.

Hamdi Ulukaya

Hamdi Ulukaya (d. 1972; İliç, Erzincan[1]), İş adamı. Chobani yoğurt firmasının kurucusu ve sahibidir.[2] Kürt asıllı Türk vatandaşı olup, ABD’de yaşayan girişimci ve işadamıdır. Amerika Birleşik Devletleri’nde en çok satılan süzme yoğurt markası Chobani’nin sahibi,[3] kurucusu, yönetim kurulu başkanı ve CEO’sudur.

Erzincan’in İliç ilçesinde süt besiciliği yapan bir aileye mensup olan Ulukaya, eğitiminin ilk dönemlerini Erzincan’da geçirdi. Ankara Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi eğitimi aldıktan sonra 1994’te İngilizce öğrenmek için ABD’ye gitti ve 1997 yılında University of Albany’de eğitim görmeye başladı.

2002’de babasının tavsiyesiyle küçük bir beyaz peynir fabrikası kurdu. Fakat asıl başarısını, 2005 yilinda, New York eyaletinin kuzeyinde, kapatılmış olan büyük bir yoğurt fabrikasını satın alarak girdiği büyük riske borçludur. Yoğurt işinde tecrübesi olmamasına rağmen bir imparatorluk haline getirdiği Chobani, beş yıldan kısa sürede yıllık satışlarını sıfırdan 1 milyar doların üzerine çıkararak 2011’de ABD’nin lider yoğurt markası oldu.[4] ABD’de Yunan usulü olarak bilinen süzme yoğurdun rağbet görmesi sayesinde Yunan yoğurdunun ABD pazarındaki payı 2007’deki % 1 seviyesinden 2013’te % 50’nin üzerine çıktı. Uluslararası denetim ve danışmanlık firması Ernst & Young [5] tarafından 2013’te “Dünyada Yılın Girişimcisi” ilan edilen Ulukaya, sahibi olduğu yoğurt imparatorluğunun başarısı ile milyarder oldu. Forbes’e göre serveti 2014 yılı itibarıyla 1,92 milyar dolardır.[6]

Çocukluk yıllarıDeğiştir

Hamdi Ulukaya, 1972 yılında Erzincan ilinin İliç ilçesinde Kürt asıllı Türk bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi.[1] Fırat nehri kıyısında kendi sahip oldukları ve işlettikleri bir çiftlikte koyun ve keçi besiciliği yaparak peynir ve yoğurt üreten ailesi, sürüleri yaylalarda otlatmak için mevsimi takip ederek, göçebe bir yaşam sürdürmekteydi.[7] Ulukaya işte bu göçlerden birinde, bir yaylada dünyaya gözlerini açtığı için kesin doğum tarihi bilinemiyor.

Hamdi Ulukaya

Eğitim yaşamıDeğiştir

Ulukaya, Ankara Üniversitesi’nde siyasi bilimler eğitimi gördükten sonra 1994’te, New York, Long Island Adelphi Üniversitesi’nde İngilizce öğrenmek üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. 1997’de eyaletin kuzeyine taşındı ve New York Eyalet Üniversitesi’nin Albany Yerleşkesine nakil yaptırarak bazı isletme kurslarına yazıldı.[8]

İş yaşamının başlangıcıDeğiştir

New York eyaletinin kuzeyindeki bir çiftlikte işe girdikten sonra, ziyaretine gelen babası, o bölgede satılan beyaz peynirin kalitesini beğenmeyince, oğlu Hamdi’yi Türkiye’de kendi ürettikleri beyaz peyniri ABD’ye ihraç etmeye razı etti. Türkiye’den gelen peynir ABD’de beğenilince, Ulukaya 2002 yılında New York, Johnston’da Euphrates (Fırat) adını verdiği, kendine ait küçük bir toptan beyaz peynir imalathanesi açtı.[9][10] Tesis iki yılın sonunda ancak kendini kurtaracak hale gelebildi. Ulukaya bu dönemi “O iki yılda hayatımın en zor günlerini geçirdim” diye hatırlıyor.

ChobaniDeğiştir

Kuruluş ve gelişmeDeğiştir

2005 ilkbaharında Ulukaya e-posta kutusuna gelen spam mesajları ayıklarken, kendi beyaz peynir imalathanesinin 100 km kadar batısında New York, South Edmeston’da, tam teçhizatlı bir yoğurt fabrikasının satılığa çıkarılmış olduğunu gördü.[11] 84 yıllık bu fabrika Kraft Foods tarafından kapatılmıştı. Ulukaya mesajı çöpe gönderdi ancak ertesi gün fabrikayı gezmeye gitti.[12]Avukatı ve danışmanının “alma” demesine rağmen fabrikayı satın almaya karar verdi. Ödemeyi Küçük İşletmeler İdaresi’nden ve firmalara sağlanan yerel teşviklerden yararlanarak, beş ay içinde tamamlayan Ulukaya, yeni şirketinin adını önce Agro Farma koydu ve eski Kraft çalışanlarından birkaçını işe alarak, öncelikle terk edilmiş fabrikanın boya ve tamirat işlerine giriştiler.[13]

Amerikan usulü yoğurdu fazla şekerli, sulu ve yapay bulan Ulukaya, Türkiye’de her gün yiyerek büyüdüğü koyu süzme yoğurdu üretmeyi tercih etti. Amacı ABD pazarı için kaliteli, lezzetli, doğal ve uygun fiyatlı bir süzme yoğurt yaratmaktı. Yoğurt ustası Mustafa Doğan’ı Türkiye’den getirterek, yeni yoğurdu mükemmel hale getirmek için neredeyse iki yıl uğraştılar. Farklı sıcaklık ve sürelerde çeşitli mayalarla yüzlerce deneme yaptıktan sonra istedikleri lezzet, kıvam ve doğal raf ömrüne sahip bir yoğurt elde etmeyi başardılar.[12]

Üretiminde kullanılan kesilmiş sütün suyu ayrıştırılan süzme yoğurt veya ABD’deki adıyla “Yunan yoğurdu”; çok daha koyu, daha kaymaklı, daha ekşi ve proteinden yana daha zengindir. Bu yoğurdu elde etmek için Ulukaya’ya yoğurt ayrıştırıcısı denilen milyon dolarlık ticari bir makine lazımdı. Amerikan usulü yoğurt yapan Kraft fabrikasında bu makineden yoktu. Ulukaya Wisconsin’de kullanılmış bir makine buldu ve bunu pazarlıkla 50 bin dolara satın aldı. Ayrıştırıcıyı getirmeye giderken, yolda bir anda çoban kelimesinden türeme “Chobani” markası aklına geldi.[12]

Ulukaya, Chobani yoğurdunu koruyucu madde, yapay tatlandırıcı, yapay renklendirici veya jelatin kullanmadan ve sadece büyüme hormonu verilmeyen ineklerden sağılan sütleri kullanarak üretti.[7] Reklama ayıracak bütçesi olmadığı için para ve zaman yatırımını ürünün ambalajına yaptı. Kâse şeklinde yeni bir ambalaj geliştirerek, markasının tasarım ve renkleriyle diğer yoğurtlardan farklı görünmesini sağladı.[11] Chobani yoğurdu ilk etapta; sade, vanilyalı, çilekli, şeftalili ve yabanmersinli çeşitleriyle piyasaya sürüldü.[7]

Piyasaya çıkışDeğiştir

Ulukaya, Chobani yoğurtlarını herkesin satın alabilmesini istiyordu. Bu nedenle, ürünün pazarlanmasında butik dükkanlardan ziyade büyük marketlerin ve ülke genelinde yaygın zincir marketlerin süt ürünü reyonlarını hedef alarak, markanın hızla büyümesini ve tüketiciler tarafından benimsenmesini kolaylaştırdı.[14]

2007 Ekim ayında, birkaç yüz kâselik ilk Chobani sevkiyatı, Long Island’daki bir bakkala yapıldı. Bakkal ertesi hafta tekrar sipariş verdi.[12]

Ulukaya’nın başlangıçtaki ticari yaklaşımı, büyük şirketlerin kullanmadığı stratejiler içeriyordu. Yeni kurduğu şirketi, marketlere raf kirası ödeyecek durumda değildi. Dolayısıyla Ulukaya, ürününü raflara koyabilmek için marketlere nakit yerine yoğurt ile ödeme yaptı. Ayrıca, yoğurdu satıldıkça raf kirasını zaman içinde ödeme imkanını da pazarlığa dahil etti.[15] Marketlerde yoğurdunu müşterilere tattırarak, beğenenlerin hemen satın almasını sağladı. Yoğurdu beğenen müşterilerden olumlu telefonlar gelmeye başlayınca, geleneksel pazarlamaya ayıracak bütçesi olmayan Ulukaya, küçük ekibine; blogger’lar, Facebook, Twitter gibi sosyal medya araçlarıyla tüketicilerle sürekli ve doğrudan iletişim halinde olma talimatı verdi. 2010’da CHOmobile adını verdiği bir tadım kamyonuyla ABD’nin dört bir yanında festival, resmigeçit ve yoğunlukla ailelerin katıldığı diğer etkinliklerde bedava yoğurt dağıttı. İlk yıl, tadım kamyonundan 150 bin adet Chobani yoğurdu dağıtıldı.[13]

2009’da Stop & Shop ve ShopRite zincir marketleri, Chobani yoğurdu satmaya başladı.[16] 2009’un ortalarında, haftada 200 bin kâse Chobani yoğurdu satılıyordu.[12] Aynı yıl, indirimli mağaza zincirlerinden BJ’s Wholesale Club ve Costco‘nun da Chobani satmaya başlamasıyla büyük bir atılım gerçekleşmiş oldu.[10][14]

BüyümeDeğiştir

2009’da BJ’s ve Costco’nun da Chobani satmaya başlamasının ardından şirketin satışları 2013’e kadar her yıl ikiye katlandı.[17] Avustralya ve Asya pazarlarına göz diken Ulukaya, 2011’de Melbourne’lu süt ürünleri üreticisi Bead Foods’u satın alarak Chobani yoğurdunu Avustralya’da üretmeye ve satmaya başladı.[18] 2012 ortalarında 88,5 milyon dolarlık bir büyüme projesi başlatarak New York eyaletinin kuzeyindeki tesisinin bitişiğinde yaklaşık 40 hektarlık bir arazi satın alarak burada 7,5 dönümlük bir ek tesis inşa etti. Büyüme finansmanının 1,5 milyon dolarlık kısmı New York eyaletinin hibelerinden karşılandı.[19]

Süzme yoğurt veya Yunan yoğurdunun her kâsesinde normal yoğurda oranla üç katı süt kullanıldığından, Chobani’nin sürekli genişleyen pazarıyla ve sürekli artan süt talebiyle başa çıkabilmek için şirket 450 milyon dolarlık bir yatırımla 2012 Aralık ayında ABD’nin Idaho eyaletindeki Twin Falls’da dünyanın en büyük yoğurt fabrikasını açtı.[20] 2012’de 1 milyar dolardan fazla satış yapan Chobani [21] aynı yıl dünyanın lider yoğurt markası oldu.[22] Ulukaya bu başarısıyla 2012 başlarında dünyadaki milyarderler arasına katıldı. Serveti 2015 yılı itibarıyla 2,00 milyar dolardır.[23]

Ulukaya 2010 yılında çocuklar için tasarlanmış yoğurt olan Chobani Champions ile başlayarak markasına yeni ürünler eklemeye yöneldi. 2013’te küçük kâselerde yer alan çikolatalı Chobani Bite; üzerine dökülecek malzemelerin kâsenin ayrı bir bölmesinde sunulduğu Chobani Flip ve sadece doğal bileşenlerden imal edilen ilk ve tek 100 kalorilik Yunan yoğurdu olarak pazarlanan Chobani Simply 100 takip etti.[24] Ulukaya 2014’te Yunan yoğurdu, kırık yulaf ve meyve karışımı olan Chobani Oats’u; kavunlusu ve pembe greyfurtlusu da olan sezon çeşitlerini; tatlı yerine sağlıklı alternatif Chobani Indulgent’ı; ocakta ve fırında pişirmeye yönelik % 4 yağ içerikli sade Yunan yoğurdunu piyasaya çıkardı.[25]

Ulukaya 2012’de Manhattan’ın önemli semtlerinden SoHo’da, perakende yoğurt kafesi Chobani SoHo’yu açtı.[7] Bu kafede taze Chobani yoğurt çeşitleri ve gurme malzemeler kullanılarak hazırlanmış çeşitli sandviç, çorba ve kahve seçenekleri sunuluyor.[26][27]

Ürünün Avustralya’da elde ettiği başarı üzerine Chobani 2014’te Singapur, Malezya ve Panama’dan başlayarak dağıtım alanına Asya ve Latin Amerika’yı da dahil etti. Karayipler’e yönelik planlarının da olduğunu duyuran şirket,[28] büyümesini ve en yeni ürünlerinin tanıtımını finanse etme amacıyla Nisan 2014’te özel sermaye şirketi TPG ile 750 milyon dolarlık bir yatırım için anlaşma yaptı.[29]

2016 yılının Mart ayında Chobani, yeni ve mevcut ürünlerine olan yoğun talebi karşılayabilecek üretim kapasitesine ulaşma hedefiyle; Idaho, Twin Falls’daki tesisine 100 milyon dolar yatırım yapacağını duyurdu. Yeni yatırımla; Chobani’nin en hızlı büyüyen yoğurt ürünü “Flip” için üç adet üretim hattı ile ve Chobani Meze Dip’leri ve yoğurttan yapılan içecek çeşitleri için de yeni teçhizat satın alacağını açıkladı.[30]

La Colombe Coffee Roasters kahve markasıDeğiştir

Hamdi Ulukaya

Hamdi Ulukaya kahve içerken

2015 ortalarında Ulukaya, nispeten yeni bir pazar olan lüks kahve pazarında diğer kahve markalarıyla rekabet halinde olan La Colombe Coffee Roasters’ın çoğunluk hissesine sahip oldu. Chobani SoHo Café’yi açtıktan sonra düzinelerle kahve deneyen Ulukaya nihayet kafesi için aradığı kahvenin La Colombe Coffee Roasters olduğuna karar verdi. La Colombe’un yönetiminde herhangi bir görev almayacağını belirten Ulukaya yönetim kuruluna bile katılmayacağını ifade etti.[31]

Hayır işleriDeğiştir

2014’te Ulukaya Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine 2 milyon dolar bağışlamayı taahhüt etti. Niyeti Irak ve Suriye’de zulüm gören insanlara acil yardım sağlamak ve dünya genelinde hayırsever kişi ve kuruluşların mültecilere nasıl yardımcı olabileceklerini araştırmaktı.[32]

Mayıs 2015’te Ulukaya servetinin çoğunu, dünyanın her yerindeki mültecilere bağışlayacağını ilan etti. Bağışin taahhütünü Warren Buffet ile Bill Gates tarafından kurulan The Giving Pledge kampanyası çerçevesinde yaptı. The Giving Pledge kampanyası milyarderlerin servetlerinin en az yarısını ya hayattayken ya da vasiyetnamelerinde bağışlamalarını istiyor.[33]

Ulukaya çoğunluğu Suriyeli olan mültecilerin durumunu bizzat görmek için Eylül 2015’te Yunanistan’ın Midilli adasına gitti.[34]

2015’te mültecilere yardım için Tent (Çadır) adlı bir vakıf kuran Ulukaya, mülteci krizinin çözümüne daha yenilikçi yöntemler getirmek, bilgi ve tecrübelerini mültecilere yardım için devreye sokmak ve mültecilere iş verme olanaklarını araştırmak için daha fazla sayıda şirket ve girişimcinin kolları sıvadığını görmek istediğini belirtti.[35] Ulukaya New York eyaletinin kuzeyindeki ve Idaho eyaletinin Twin Falls kentindeki Chobani fabrikalarında Asyalı, Afrikalı ve Orta Doğulu mültecilere bir süredir iş veriyor.[34]

Ulukaya 2016’te Dünya Ekonomi Forumu’nun İsviçre, Davos’taki toplantısına katılarak mültecilere yardım amaçlı yeni girişimler başlattı; siyasi liderlere ve iş dünyasının liderlerine daha fazla gayret göstermeleri için çağrıda bulundu.[36][37][38]

Hamdi Ulukaya toplantı mülteciler

29 Eylül 2015’te New York’ta Clinton Küresel Girişimi’nin toplantısında bir konuşma yapan Ulukaya, iş dünyasının mensuplarını yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda bırakılmış insanların acılarını hafifletmek için “sadece çek yazmaktan” daha fazlasını yapmaya çağırdı.[39]

Hamdi Ulukaya’nın kurucusu olduğu Tent Foundation (Çadır Vakfı), Amerikan Dışişleri Bakanlığı tarafından Mülteciler için İş Birliği inisiyatifinin yönetilmesi ile görevlendirildi. Tent Foundation’un getirildiği görev, Beyaz Saray tarafından ABD Başkanı Obama’nın ortaklaşa ev sahipliği yaptığı Küresel Mülteci Krizi hakkındaki 20 Eylül 2016 tarihindeki Liderler Zirvesi öncesinde açıklandı.[40] İnisiyatif, ABD Başkanı Obama’nın özel şirketlere ellerini taşın altına koymaları ve mültecilere yardım etmeleri için yaptığı Eylem Çağrısı’nın ardından Haziran ayında kurulmuştu. ABD Dışişleri Bakanlığı himayesinde kurulan Mülteciler için İş Birliği inisiyatifi çatısı altında Amerikan ekonomisi içerisinde faaliyet gösteren aralarında Facebook, Google, Citi, Coursera, IBM, HP, Microsoft, Twitter ve UBER gibi devlerin de bulunduğu 51 şirketi harekete geçti. New York’ta yapılan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 71. dönem görüşmelerine paralel olarak, Ulukaya ayrica Amerikan Baskani Barack Obama ile bir yuvarlak masa toplantısında biraraya geldi.[41] Toplantida, 20 büyük şirketin CEO’su ile ABD Baskan Yardimcisi Joe Biden, Ticaret Bakanı Penny Pritzker, ABD Birleşmiş Milletler Elçisi Samantha Power ve George Clooney ve avukat eşi Amal Clooney de yer aldı. Ulukaya, New York’ta gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 71. dönem görüşmeleri kapsamında ayrıca Mülteci ve Göçmenler Zirvesi’nde bir konuşma yaptı.[42]

Etki ve danışmanlıklarDeğiştir

Ulukaya hem girişimcilikteki başarısı hem de sadece doğal malzemeler kullanarak fiyatı uygun, lezzetli ve besleyici gıdalar üretmeye gönül vermişliği ile tanınıyor.[43] Almış olduğu birçok girişimcilik ödülüne ek olarak Nisan 2014’te ABD Başkanı Barack Obama tarafından Küresel Girişimcilik için ABD Başkanlık Büyükelçileri (PAGE) Girişiminin başlangıç üyelerinden biri olarak atandı. Söz konusu üyeler, ABD’de ve ABD dışında girişimciliği desteklemek ve teşvik etmek için iş aleminden seçilen 11 liderden oluşuyor.[44][45][46] Yine 2014’te Amerika Mutfak Enstitüsü, Ulukaya’yı Sağlık ve Zindelik kategorisinde Liderlik Ödülü (Augie Ödülü) ile onurlandırdı.[47]

Ulukaya, New York Federal Reserve Bankasının Eyalet Kuzeyi Bölgesel Danışma Kurulu üyesi[48] ve Kennedy Performans Sanatları Merkezi’nin kurumsal fon heyetinin başkan yardımcısıdır.[49] Aynı zamanda, New York eyaletinin Edmeston kentindeki Pathfinder Köyü (Down sendromlular yerleşimi) Vakfı’nın ve New York Amerikan-Türk Derneği’nin kurul üyesidir.[50]Amerika Mutfak Enstitüsü, Sage Yüksek Okulları,[51] ve New York Albany Üniversitesi’nde[52] mezuniyet törenlerinde konuşma yapmış[53] ve Colgate Üniversitesi,[54] Sage Yüksek Okulları[55] ve Albany Üniversitesi[56] tarafından kendisine onursal doktora derecesi verilmiştir.

Ulukaya, şirketinin kuruluşundan itibaren net kârının % 10’unu hayır işlerine ve olumlu, kalıcı değişiklikler getirme yolunda faaliyet gösteren kişi ve kuruluşlara verdi.[57][58] Bu hayır işlerini yönetmek için 2010 yılında şirketinin hayırseverlik kolu olan ve artık adı Chobani Vakfı olan Chobani Shepherd’s Gift Foundation’ı (Çoban Armağanı Vakfı) kurdu.[59][60] Vakfın bağışları arasında Somali’deki açlık sorununa yönelik yardım faaliyetlerine sağlanan büyük miktarda parasal destek ile Sing for Hope’un New York Kent Piyanoları projesinin maliyetinin üstlenilmesi de yer aldı.[47]

Hamdi Ulukaya Suriye’deki iç savaşın yarattığı mültecilere ve dünyadaki tüm diğer mülteciler icin servetinin çoğunu bağışlamayı taahhüt etti.

ÖdüllerDeğiştir

Ulukaya’nın başarısı ve girişimciliği ona çeşitli ödül, unvan ve övgüler kazandırdı:

  • Fulton Kazası Ekonomik Gelişim Şirketinin Üstün Nitelikli Şirket Ödülü 2008[61]
  • The Business Review dergisinin 40 Yaşın Altında Kırk Kişi Ödülü 2009[62]
  • Amerikan Reklam Federasyonu’nun Başarılı Reklamcılar Galerisine kabul (2011)[63]
  • Küçük İşletmeler İdaresinin Yılın Girişimcilik Başarısı Ödülü 2012[64][65]
  • Ernst & Young ABD’de Yılın Girişimcisi Ödülü 2012[66]
  • Tribeca Düzen Bozan Yenilik Ödülleri (2013)[67]
  • Ernst & Young Dünyada Yılın Girişimcisi Ödülü 2013[68]
  • Colgate Üniversitesinden Beşeri İlimler dalında Onursal Doktora derecesi (2013)[54]
  • Sage Yüksek Okullarından Beşeri İlimler dalında Onursal Doktora derecesi (2013)[69]
  • New York Albany Üniversitesinden Beşeri İlimler dalında Onursal Doktora derecesi (2014)[70]
  • Amerika Mutfak Enstitüsü Sağlık ve Zindelikte Liderlik Ödülü 2014[47]
  • Küresel Girişimcilik için ABD Başkanlık Büyükelçiliği ataması (2014)[46]
  • Birleşmiş Milletler Vakfı Liderlik Ödülü (2015)[71]
  • Kadınlar Mülteci Komitesi Liderlik Ödülü (2016)[72]