Süreyya Paşa

Süreyya İlmen

Vikipedi, özgür ansiklopedi
 
 

 

Süreyya İlmen

Süreyya İlmen ya da Süreyya Paşa (1874, Podgorica – 6 Şubat 1955, İstanbul), Türk asker, siyasetçi ve iş adamıdır. Harp Akademisi ‘ni bitirdikten sonra kurmay subay olarak uzun süre Genelkurmay ‘da çalıştı. Genç yaşta general oldu. 2. Meşrutiyet ‘in ilanından sonra askerlik konusunda yayınlar yaptı. Orduda havacılığa yer verilmesinde emeği geçti. Tümen komutanı iken askerlikten ayrılarak; İstanbul ‘da bir dokuma fabrikası, sinema ve opera binası kurarak işletmeciliğini yaptı. Çeşitli sportif ve hayır içeren projelere imza attı. 1927 ‘de İstanbul ‘dan milletvekili seçildi. 1930 yılında aktif siyasi yaşamını noktaladı. Kendi adıyla bilinen İstanbul, Maltepe ‘de SSK Süreyyapaşa hastanesini kurdu. 6 Şubat 1955 tarihinde vefat etti.

 

Süreyya Paşa’nın Maltepe’deki köşkü harabeye döndü!

 

İstanbul’daki kültür ve sağlık tesislerinin çoğalması için mal varlığını devlet kurumlarına bağışlayan Süreyya Paşa’nın Maltepe’deki köşkü çürümeye terk edildi. Torunu Rıza İlmen bağışlanan arazi ve binaların kaderine terk edilmesine tepkili.

 
Süreyya Paşa’nın Maltepe’deki köşkü harabeye döndü!
 
 

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarından itibaren siyaset hayatına damga vuran isimlerden olan Süreyya İlmen (Süreyya Paşa), ölümünün 61. yıl dönümünde buruk şekilde anılıyor. Tümgenerallikten emekli olduktan sonra kendisini İstanbul’un ticaret, kültür ve sanat hayatının gelişmesine adayan Süreyya İlmen, öldüğü 6 Şubat 1951’e kadar Süreyya Paşa olarak bilindi. 

 

İşçi ve yoksullar için

İlmen, 1951’de Maltepe Başıbüyük Narlıdere mevkiindeki 1800 dönümlük arazisini, işçilere, yoksullara ve kimsesizlere Hastane yapılması amacıyla SGK’ya bağışladı. İlmen’in adını taşıyan Süreyyapaşa Hastanesi’ne tepeden bakan 1800 dönümlük arazide bulunan tarihi köşk ve 50 yataklı hastane binası zaman içinde kullanılamaz duruma geldi. Bakımsızlık ve ilgisizlik nedeniyle köşk, zorlukla ayakta durur hale gelirken, hastane binası ise adeta harabeye döndü.  

 

Süreyya İlmen’in torunu ve yasal mirasçısı Rıza İlmen ise, dedesinin tüm mirasını çeşitli devlet kurumlarına bıraktığını belirterek, “En büyük amacı yoksullar ve işçilerin tedavi edilebilmesi, İstanbul’un kültür ve sanatıyla bilinir olmasıydı. Ölmeden önce araziyi SGK’ya devretti. Sonrasında devlet kurumlarının ne yaptığını bilmiyoruz. Ama yıllardır bir iş yapılmadı. Özellikle ahşap köşk artık yok. Bu kadar değerli ve önemli bir arazinin sağlık amacıyla kullanılıyor olması gerekliydi” dedi.

 

Halkın Süreyyapaşa’sı 

Yugoslavya Patgoriçe’de 1874 yılında doğan Süreyya Paşa, ilkokulun ardından askeri okula girerek Balkan Harbi’nde Tümgeneral rütbesiyle savaştı. askerlik konusunda yayınlar yaptı, Ordu da havacılığın gelişmesi için çalışmalarda bulundu. Genç yaşta ordudan ayılan Süreyya Paşa, ülkemizin ilk devlet yardımı almadan kurulan işletmesi Süreyya Paşa Mensucat Fabrikası’nı 1914’te kurdu. İlmen soyadını aldıktan sonra 1927’de milletvekili olan Süreyya İlmen, İstanbul’un kültür, sanat hayatının gelişmesi için adımlar attı. Kendi parasını kullanarak Kayışdağı suyunun Kadıköy’e gelmesini sağladı. Kadıköy’de Yoğurtçu Parkı’nı, Süreyya sinema ve Operasını, Maltepe’de Süreyya Plajı’nı yaptırdı. Yaşamı boyunca Kızılay Cemiyeti, Şark Musiki Cemiyeti, Maltepe Maarif Encümeni, Üsküdar İdman Kulübü, Sivil Havacılık Kulübü, Ticaret ve Sanayi Odaları, Turing ve Otomobil Kurumu ve CHP Üsküdar İlçe Başkanlığı yaptı. Maltepe’deki kendisine ait Narlıdere Çiftliği’ni 1952’de Türk işçisinin ve yoksulların sağlığını korumak amacıyla SSK’ya bağışladı. Süreyya Sineması’nı Darüşşafaka Cemiyeti’ne, Süreyya Plajı’nı ise Maltepe Belediyesi’ne bağışlan Süreyya İlmen 1955’te Kadıköy’de vefat etti.

 

İstanbul’da iz bırakan paşa

İstanbul’a büyük hizmetlerde bulunan Süreyya Paşa, ölümünün 61’inci yıldönümünde Maltepe Belediyesi tarafından çeşitli etkinliklerle anıldı. 

 

Maltepe Belediyesi ve Darüşşafaka Cemiyeti işbirliğiyle düzenlenen geleneksel “Süreyya Paşa’yı Anma Etkinlikleri”nin ikincisi, Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde (TSKM) gerçekleştirildi. Hayatının ve yapıtlarının anlatıldığı “İstanbul’da İz Bırakan Paşa: Süreyya” sergisinin açıldığı programa Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, ünlü tarihçi İlber Ortaylı ve Süreyya Paşa’nın torunu Muammer Erbay katıldı.

 

Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıçı, “Süreyya Paşa, ‘Bu memleketten aldığımı yine bu memlekete vermekle onur duyuyorum’ demiş. O büyük şahsiyet bunları düşünürken, biz neler yaptık, onun bıraktığı eserleri talan ettik, ona sahip çıkamadık.” açıklamasında bulundu. 

İlber Ortaylı ise yaptığı konuşmada, “Süreyya Paşa, turizm, sağlık ve sanat alanında çalışmalar gerçekleştiren biriydi. Daha sonra da, sinema olarak kullanılacak Süreyya Operası’nı kuruyor ki; bu opera o zaman İstanbul için bir ilkti. 

Tarihimizde böyle bir şeyleri kuranlar, yapan lar ya da herhangi bir mesleği geliştirenler hep bu asker kökenliler” ifadelerini kullandı. 

Milliyet/ Gökhan Karakaş

Süreyyapaşa nerededir?

Süreyyapaşa, İstanbul’un Anadolu yakasında Maltepe İlçesi’nin kuzeyinde yer alan mahallesidir. Zümrütevler Mahallesi’nin batısı ile Aydınevler Mahallesi’nin doğusu arasında kalır. Maltepe’nin merkezine 5 Km, Küçükyalı semtine 3.5 Km mesafededir.

Süreyyapaşa’yı önemli hale getiren özellikleri nelerdir?

Süreyyapaşa, İstanbul Maltepe Üniversitesi Marmara Eğitim Köyü,  Süreyyapaşa Kalp Göğüs ve Damar Hastalıkları Hastanesi, Süreyyapaşa Ormanı, Süreyya Plajı , Adalar manzarası, İstanbul’un merkezi noktaları Kartal-Gebze ile Kadıköy’e yakınlığı ile her zaman gözde bir semt olmuştur. 

Süreyyapaşa kimdir?

Süreyyapaşa Plajı ve Kadıköy’de Süreyya Operası’nı yaptıran Süreyya Paşa, II. Abdülhamid döneminin ünlü seraskeri Rıza Paşa ile Adviye hanımın oğludur. Süreyya Paşa, Yugoslavya’daki Patgoriçe’de 1874 yılında doğar. İlkokuldan sonra Kuleli Askeri Lisesi, Harbiye ve Erkânı Harp Okullarında okur. Balkan Harbinde Tümgeneral olur. 1900 yılında Paşa olur. Birinci Dünya Savaşında ordudan ayrılarak iş hayatına atılır. Türkiye’nin ilk özel, devlet yardımı almadan kurulan Süreyya Paşa Mensucat Fabrikası, 1914’te Balat’ta faaliyete geçer. İplik ve daha sonra kumaş üretimi yapan fabrika 1922 yılında kapanır.

Süreyya Paşa sosyal hizmetleriyle yoğun bir yaşam geçirir. Kadıköy Hilal-i Ahmer Cemiyeti, Kadıköy Tesisi Mekatip Cemiyeti, Kadıköy Türk Keşşafları Cemiyeti, Kadıköy Şark Musiki Cemiyeti, Maltepe Maarif Encümeni, Üsküdar Vilayeti, Üsküdar idman Kulübü ve Sivil Havacılık Kulübü başkanlıklarında bulunur. Ayrıca Ticaret ve Sanayi Odaları, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu ve Cumhuriyet Halk Partisi Üsküdar ilçe başkanlıkları, İstanbul Milletvekilliği (1927–1930) ve şehir Meclis Üyeliği yapar. 1924 yılında bir yıl süre için İstanbul Belediye Kurulunda Fahri Müşavirlik (Danışmanlık) görevini yürütür.

Kadıköy Hilal-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) başkanıyken halktan toplanan yardımlar sayesinde 1923 yılında Yoğurtçu çayırını kurutarak, dere kenarına bir rıhtım inşa eder ve Moda ile Yoğurtçu’yu sahil yolundan birleştirmeye başlar. Daha sonra Kadıköy Belediyesi yapılan işleri üstlenir ve Yoğurtçu Parkı’nı açar.

Tesisi Mekatip Cemiyeti (Okullar Derneği) Kadıköy’de devletten yardım görmeden, okul ve kütüphane gibi eğitim amaçlı tesisler yaptırmak için kurulmuş bir vakıf olarak faaliyet gösterir. Süreyya Paşa bu cemiyetin başkanıyken birçok yeni okulun kurulması için çalışır ve 1923 yılında Kadıköy Sultanisi’nin (Erkek Ortaokulunun) bahçesine çok sevdiği merhume halasının adına, 200 kadar öğrenci eğitme kapasitesi olan Zehra Hanım Paviyonu’nu yaptırır.

Süreyyapaşa

Süreyyapaşa Plajı

Süreyyapaşa Plajının hikayesi nedir? 

Maltepe’deki Süreyya Plajı’nın inşaatı 1939 yılında başlar ve savaş yüzünden yedi yıl sürer. 1946 yılında çalışmaya başlayan plajda 300 metre uzunluğunda, deniz cephesi üzerine Müdüriyet Dairesi, 80 birinci sınıf ve 200 ikinci sınıf soyunma odaları, büfe dairesi, gazino, 42 odalı otel ve büyük bir ev inşa edilir. Ayrıca sahilden 60 metre uzakta, deniz üstünde plajın sembolü olarak Bakireler Mabedi (Temples de Vierges) inşa edilir. Plaj açıldıktan sonra halkın rahatça buraya ulaşabilmesi için TCDD idaresinin desteği ile bir peron yapılır ve yaz aylarında banliyö seferleri burada 1 dakika durmaya başlar. Daha sonraki Vali Lütfü Kırdar plajı ziyaret eder, çok etkilenir ve plajın asfalt bir yol ile Bağdat Caddesine bağlanmasını sağlar. Plaj İstanbul ve Avrupa’da benzeri olmayan çağdaş bir şekil alır.

Süreyya İlmen, en büyük iyilikleri hayatının son yıllarında yapar. Maltepe’deki Narlıdere Çiftliğini İşçi Sigortaları’na bağışlar ve bu çiftlik ölümünden tam 2 yıl sonra (SK Süreyya Paşa Göğüs, Kalp ve Damar Cerrahisi Hastanesi olarak yine halkın hizmetine sunulur. İlmen, Süreyya Sineması’nı Darüşşafaka Cemiyeti’ne, plajı da Maltepe Belediyesi’ne bağışlar ve 6 Şubat 1955 yılında ölür.

 

SÜREYYA İLMEN’İN KADIKÖY’E YADİGÂRLARI…

İstanbul’un tek opera salonu olan Süreyya Operası’ndan Yoğurtçu Parkı’na; Moda’yı sahile bağlayan merdivenlerinden Üsküdar-Kadıköy tramvaylarına; Süreyyapaşa Plajı’ndan hastanesine kadar Anadolu…

Süreyya İlmen'in Kadıköy'e yadigârları…

 

İstanbul’un tek opera salonu olan Süreyya Operası’ndan Yoğurtçu Parkı’na; Moda’yı sahile bağlayan merdivenlerinden Üsküdar-Kadıköy tramvaylarına; Süreyyapaşa Plajı’ndan hastanesine kadar Anadolu yakasının birçok noktasında imzası bulunan Süreyya İlmen, 57 yıl önce 6 Şubat günü yaşamını yitirmişti…
Derleyen: Semra ÇELEBİ
“Viyana’da bir opera seyrettim. Hayran kaldım. Keşke bizde de böyle salonlar olsa, böyle oyunlar oynansa diye düşünüp bu binayı yaptırdım.”  Adı Kadıköy’le bütünleşmiş isimlerden biri olan Süreyya İlmen, bu binayı yaptırırken nereden bilebilirdi 21. yüzyılda, 2010’lu yıllarda Süreyya Operası’nın, koca kent İstanbul’un tek opera binası olacağını? O, henüz 20. yüzyılın başlarında, 1920’lerin savaş ve işgal günlerinde Avrupa’da gördüğü opera salonlarına hayran kalıp kendi söylemiyle “Kadıköy’ümüze bir şeref vermeyi” düşünmüştü sadece. O zaman Türkiye’nin ilk ve en büyük opera salonu olabilirdi ama son olmayacağına emindi Süreyya Paşa. Ancak öyle olmadı. Kadıköylülere verdiği şeref bugün hâlâ güncelliğini koruyor. Çünkü yeni opera binaları yapmayı bırakın varolan opera binaları kapatılıp, özellikle Beyoğlu’ndaki tarihi tiyatro ve sinema salonları yıkılıp yerlerine AVM ve oteller yapılırken Kadıköylüler, yerel yönetimleri sayesinde, 80 yıl sinema salonu olarak hizmet vermiş Süreyya Operası’na sahip çıkıyor ve onu gelecek kuşaklara bırakmak için koruyor. Bugün İstanbul’un tek opera binası olarak hizmet veren Süreyya Operası, yok edilmeye çalışılan tarihi ve kültürel mirasımız arasında dimdik ayakta kalan ve amacına uygun hizmet veren bir simge niteliğinde…
‘TİYATRO MEKTEBİ EDEBDİR, MUSİKİ RUHUN GIDASIDIR’
Bu önemli salonu bize kazandıran Süreyya İlmen Paşa, dönemin önemli şahsiyetlerinden biri. 6 Şubat 1955’te yaşamını yitiren İlmen’in, sadece Kadıköy’de değil, Üsküdar’dan Maltepe’ye kadar Anadolu Yakasının birçok noktasında izi bulunuyor. Ama biz önce, opera olarak yapmasına rağmen uzun yıllar sinema salonu olarak kullanılan ve 2006’da Kadıköy Belediyesi tarafından opera binası olarak hizmete sokulan Süreyya Operası’nı anlatmak istiyoruz size, üstelik kendi dilinden, kendi kaleminden…
Süreyya İlmen, 6 Mart 1927’de açılan, 7 Mart 1947’de 20 yılı geride bırakıp 21. yaşını kutlayan Süreyya Operası’nın şerefine bir takvim bastırır. “Kadıköylülerimize Bir Şükran Hatırası: 1947 SÜREYYA TAKVİMİ” adlı kitapçıkta, Süreyya İlmen, bu opera binasını nasıl açtığını şöyle anlatıyor:
“1923 senesinde ben ne yapıp yapıp derin bir hamiyet hissiyle memleketimizde eşi olmayan Süreyya Sineması’nı inşaya başladım. Maksadım para kazanmak olsaydı hiç şüphesiz ki aynı masrafla (yalnız arsa fiyatı farkı hariç olmak üzere) bu abideyi Beyoğlu’nda pek güzel inşa edebilirdim. Ben aynı zamanda Kadıköylülerimizin sinema ve tiyatro ihtiyaçlarını temin etmekle beraber Kadıköy’ümüze bir şeref vermeyi de düşünmüş, konser, konferans, dans, balo, çay, nişan, düğün merasimi gibi içtimai ve medeni birçok ihtiyacımızı da nazarı itibare alarak büyük bir salonun da sinemamıza ilavesine karar vermiş ve olveçhile planlarını hazırlamıştım. İnşaat üç sene sürdü. Cephesi ve içerisi heykellerle süslendi, parter tavanın ortasına bir daire içinde “Tiyatro mektebi edebdir. Musiki ruhun gıdasıdır.” Ve dört köşesine de “geliniz, görünüz, anlayınız, ibret alınız” yazdırttım. Nihayet 1927 senesi Mart’ının altıncı günü Şehremini Sayın Muhiddin beyefendinin nutuklarıyla resmi küşadı icra edildi. Sahnesi 1933 senesinde yapıldı. Türkiye’nin en büyük sahnesidir.”
Savaş ve işgal İstanbul’unda gayrimüslim vatandaşların kendi aralarında dayanışma göstererek devlet yardımı almadan çocuklarına okullar inşa ettiklerini gören ve bu amaçla Kadıköy Tesisi Mekatip Cemiyeti’ni (Okullar Derneği) kurarak birçok okulun açılmasını sağlayan Süreyya İlmen, aynı kitapçıkta, aslında okulsuz çocukların Süreyya Sineması’nın yapılmasına vesile olduğunu vurgular: “Hâsılı o devirde Kadıköy’ümüzde yavrularımızın mektepsiz kalması Zehra Hanım Paviyonu’yla Süreyya Sineması’nın inşasına sebep olduğunu şu uzun tafsilatın neticesi olarak sizlere arz ile bilahare Kadıköy’ümüzün mektepsizliğini nazarı itibare alan Hükümeti Cumhuriyetimiz de muhtelif semtlerimizde birçok büyük mektepler inşa ve bu suretle okul ihtiyacımızı temin etmiş olduğundan dolayı sonsuz minnet ve şükranlarımızı bu vesile ile de tekrar eylerim.”
KENT HİZMETLERİ ÖNDERİ
Eski milletvekili Süreyya İlmen (Süreyya Paşa), erken Cumhuriyet yıllarında, İstanbul ve özellikle Kadıköy’de batılılaşma eylemleri ile isim yapmış “ilginç ve hayırsever bir kent hizmetleri önderi” olarak biliniyor. Peki bu “ilginç ve hayırsever” Paşa kimdir?
II. Abdülhamid döneminin ünlü seraskeri Rıza Paşa ile Adviye hanımın oğlu Süreyya Paşa, Yugoslavya’daki Patgoriçe’de 1874 yılında doğar. İlkokuldan sonra Kuleli Askeri Lisesi, Harbiye ve Erkânı Harp Okullarında okur. Balkan Harbinde Tümgeneral olur. 1900 yılında Paşa olur. Birinci Dünya Savaşında ordudan ayrılarak iş hayatına atılır. Türkiye’nin ilk özel, devlet yardımı almadan kurulan Süreyya Paşa Mensucat Fabrikası, 1914’te Balat’ta faaliyete geçer. İplik ve daha sonra kumaş üretimi yapan fabrika 1922 yılında kapanır.
Süreyya Paşa sosyal hizmetleriyle yoğun bir yaşam geçirir. Kadıköy Hilal-i Ahmer Cemiyeti, Kadıköy Tesisi Mekatip Cemiyeti, Kadıköy Türk Keşşafları Cemiyeti, Kadıköy Şark Musiki Cemiyeti, Maltepe Maarif Encümeni, Üsküdar Vilayeti, Üsküdar idman Kulübü ve Sivil Havacılık Kulübü başkanlıklarında bulunur. Ayrıca Ticaret ve Sanayi Odaları, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu ve Cumhuriyet Halk Partisi Üsküdar ilçe başkanlıkları, İstanbul Milletvekilliği (1927–1930) ve şehir Meclis Üyeliği yapar. 1924 yılında bir yıl süre için İstanbul Belediye Kurulunda Fahri Müşavirlik (Danışmanlık) görevini yürütür.
MODA’DAN YOĞURTÇU PARK’A
Kadıköy Hilal-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) başkanıyken halktan toplanan yardımlar sayesinde 1923 yılında Yoğurtçu çayırını kurutarak, dere kenarına bir rıhtım inşa eder ve Moda ile Yoğurtçu’yu sahil yolundan birleştirmeye başlar. Daha sonra Kadıköy Belediyesi yapılan işleri üstlenir ve Yoğurtçu Parkı’nı açar.
Tesisi Mekatip Cemiyeti (Okullar Derneği) Kadıköy’de devletten yardım görmeden, okul ve kütüphane gibi eğitim amaçlı tesisler yaptırmak için kurulmuş bir vakıf olarak faaliyet gösterir. Süreyya Paşa bu cemiyetin başkanıyken birçok yeni okulun kurulması için çalışır ve 1923 yılında Kadıköy Sultanisi’nin (Erkek Ortaokulunun) bahçesine çok sevdiği merhume halasının adına, 200 kadar öğrenci eğitme kapasitesi olan Zehra Hanım Paviyonu’nu yaptırır.
Üsküdar Vilayeti Başkanlığı sırasında Süreyya Paşa’nın uzun süren uğraşları ve girişimleri sayesinde Üsküdar ve Kadıköy tramvayları yapılır. Daha sonraları 1927 yılında Üsküdar-Kadıköy ve Havalisi Halk Tramvayları şirketini kurar. Üsküdar ve Kadıköy’ün elektriğe kavuşması için girişimlerde bulunur. Şehremini Emin Beyefendi’nin Fahri Müşavirliğinde bulunduğu sırada Haydarpaşa tren yolu üst köprüsü inşaatının başlanmasına öncülük eder. Aynı görevdeyken 1924 yılında, o zaman yaklaşık 50.000 nüfuslu ve Anadolu’nun en büyük şehirlerinden olan Kadıköy’e gerekli olduğuna inandığı iskele meydanının düzenlenmesine öncülük eder. Halkın temiz su içmesini sağlamak ve tifonun yayılmasını önlemek için Kayışdağı suyunun Kadıköy’e getirilmesine katkıda bulunur, kanalizasyon yapılması için Belediyeyi teşvik eder ve masrafın bir kısmını kendisi üstlenir.
‘ŞEHRİN HAKKI ŞEHRE VERİLMELİ’
1920’li yılların sonunda Moda’yı güzelleştirmek için tasarladığı planı uygulamaya Moda’daki iskeleyi üst caddeye bağlayan bir merdiven yapmakla başlar. Belediyeye bu fikrinden söz ettiğinde ihaleyi alması öngörülür. Müteahhit olmamasına rağmen o sırada inşaat halinde olan Süreyya Sineması’nın mimar ve mühendisi olan Kavafyan Bey ve hazırda bulunan inşaat malzemesinden faydalanarak merdiveni yaptırır. Kendisine 1200 Liraya mal olur (malzeme hariç). Bu paranın yalnızca yarısını alabilir. Gerisi yine kendi cebinden ödenir.
İstanbul Milletvekilliği sırasında Galata ve Unkapanı köprülerinden alınan köprü parasının kaldırılması hakkındaki kanun teklifi kabul edilir. Ayrıca ”şehrin hakkı şehre verilmelidir” başlığındaki kanun teklifi kabul edilir; tramvay, su, havagazı, elektrik gibi birçok müessese Belediye’ye geçer.
SÜREYYA PLAJI
Maltepe’deki Süreyya Plajı’nın inşaatı 1939 yılında başlar ve savaş yüzünden yedi yıl sürer. 1946 yılında çalışmaya başlayan plajda 300 metre uzunluğunda, deniz cephesi üzerine Müdüriyet Dairesi, 80 birinci sınıf ve 200 ikinci sınıf soyunma odaları, büfe dairesi, gazino, 42 odalı otel ve büyük bir ev inşa edilir. Ayrıca sahilden 60 metre uzakta, deniz üstünde plajın sembolü olarak Bakireler Mabedi (Temples de Vierges) inşa edilir. Plaj açıldıktan sonra halkın rahatça buraya ulaşabilmesi için TCDD idaresinin desteği ile bir peron yapılır ve yaz aylarında banliyö seferleri burada 1 dakika durmaya başlar. Daha sonraki Vali Lütfü Kırdar plajı ziyaret eder, çok etkilenir ve plajın asfalt bir yol ile Bağdat Caddesine bağlanmasını sağlar. Plaj İstanbul ve Avrupa’da benzeri olmayan çağdaş bir şekil alır.
Süreyya İlmen, en büyük iyilikleri hayatının son yıllarında yapar. Maltepe’deki Narlıdere Çiftliğini İşçi Sigortaları’na bağışlar ve bu çiftlik ölümünden tam 2 yıl sonra (SK Süreyya Paşa Göğüs, Kalp ve Damar Cerrahisi Hastanesi olarak yine halkın hizmetine sunulur. İlmen, Süreyya Sineması’nı Darüşşafaka Cemiyeti’ne, plajı da Maltepe Belediyesi’ne bağışlar ve 6 Şubat 1955 yılında huzur içinde ölür.
NÂZIM’I KIZDIRMIŞTI
Süreyya Operası’nın ilk müdürü Nâzım Hikmet’in babası Hikmet Bey’di. 1918’de Hamburg Konsolosu’yken emekli olan Hikmet Nâzım Bey, bir süre çeşitli gazetelerde çalıştıktan sonra Süreyya Paşa’nın Bahariye Caddesi’nde inşa ettirdiği Süreyya Operası’nda yöneticilik yaptı.
Nazım Hikmet’in “Romantik Komünist” adlı son biyografisinde yazarlar Şaime Höksu ve Edward Timms şunları anlatıyor: Hikmet Bey, 1932’de bir köpek tarafından ısırılıp kuduz aşısı yaptırmıştı. Ama birkaç gün önce bir yaralanma dolayısıyla tetanoz aşısı da yaptırdığından iki aşının uyuşmaması nedeniyle ağır hastalandı ve kısa bir süre sonra öldü. Hastayken, Süreyya Paşa (İlmen) evlerine gelerek sinemanın hesaplarıyla ilgili olarak kendisiyle konuştu. Hikmet Bey birkaç gün sonra ölünce, Nâzım Hikmet çok üzüldü ve öfkeyle “Hiciv Vadisinde Bir Tecrübei Kalemiye” başlıklı şiiri yazdı. Bu şiirinde ölümünden sorumlu tuttuğu babasının patronu Süreyya Paşa’ya hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında dava açıldı. Bir yıl hapis, 200 lira para cezasına çarptırdı. Şiirinin bir bölümünde şöyle diyordu Nâzım Hikmet:
…Benim de babam öldü.
Ve dünyaya yummadan evvel
ışıklı çocuk gözlerini
siz onun yanındaydınız.
Son beş papelin hesabını vermeden ölmesin, diye
kalbinin atışını saydınız.
Tutmuyordu babamın öpülesi elleri…
N.H – 1933
 

Saraya damat adayıydı cumhuriyetin ilk fabrikatörü oldu

Bu hafta sizleri, Süreyya Paşa Hastanesi’nin bahçesindeki bir türbenin restorasyonundan yola çıkarak Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin sıra dışı bir generali, fabrikatörü, sanatçı ve yardımseverini, Süreyya Paşa’yı anlatacağım.

Şehirleri şehir yapan yüzyıllar boyu sürecek kimliklerine kavuşmalarını sağlayan özel isimler vardır. Bazen hayır için bazen adı yaşasın diye imzalarını atarlar şehre. Bu imza kimi zaman bir hastane, bazen köprü bazense plaj olur. Hikayeleri bambaşka olsa da hikayenin sonu benzer olur.

Bu topraklarda kurduğu ilk özel fabrika ile ilk sanayicilerindendir, ilk operalarından birinin ve Türk Hava Kuvvetleri’nin kurucusudur aynı zamanda. Atatürk ile akraba, Nazım Hikmet ile davalı olduğu bilinir. Büyük hayırseverdir, özellikle Kadıköy ve Üsküdar’da yaptıkları unutulmaz. “Halk temiz su içsin” diye Kayışdağı’ndan su getirecek kadar düşünceli, sahibi olduğu yüzlerce dönüm arsayı “Hastane yapılsın” diye bağışlayacak kadar yüce gönüllüdür. Maltepe sahilinde patlıcan, kabak yetişen çiftliğini plaj yaptıracak kadar da ileri görüşlüdür.

Süreyya Paşa’dan, Süreyya İlmen’den bahsediyorum. Oldukça sıra dışı yaşam öyküsüne sahip olan Süreyya Paşa. Abdülhamid’in 17 yıl seraskeri olan babası Rıza Paşa’nın görev yeri olan Karadağ’da, 1874 yılında doğar. Tarih Dergisi’nde yayınlanan Kürşad Karacagil imzalı notlara göre babası gibi asker olmayı istemektedir ve 1885’de Üsküdar Paşakapısı’ndaki askeri okula, 1889 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ne kayıt olur. Genç yaşta korgeneral olur.

İTTİHATÇILAR, RÜTBE SÖKTÜ

Harp Okulu’ndan mezun olur ve Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti’nde görev yapar. 1910 yılında Osmanlı Ordusu’nda ilk askeri cep takvimi çıkaran Süreyya Paşa, 1911 yılında orduda hava kuvvetlerinin kurulmasını sağlayan isimlerden biri olur. Yarbay rütbesindedir ve günümüz Türk Hava Kuvvetleri olan “Havacılık Komisyonu” başkanıdır.(31 Mart vakasından sonra İttihat ve Terakki orduda yönetime hakim olunca rütbesi korgenerallikten yarbaylığa düşürülür) Enver Paşa devrinde atandığı Tümen Komutanlığı’ndan istifa eder. 1916’da, üstelik devletten hiç yardım almadan, İstanbul Balat’ta “Süreyya Paşa Mensucat Fabrikası”nı kurarak ülkenin ilk sanayicilerinden olur.

AVRUPA YAKASI SİZİN OLSUN

Savaş döneminde istifa etmiştir ve denir ki savaşta olmadığı için siyasette de Atatürk’ün yakınında yer almaz. Ama çocuklarının evlilikleriyle Atatürk ile akraba olur. Beyoğlu’ndaki Halep Pasajı’nın da ortaklarındandır aile. Vedii İlmen, Süreyya Paşa’nın çocuklarına “Avrupa yakasındaki mallar sizin Anadolu yakasındakiler benim” dediğini not düşer. Süreyya İlmen, mallarının çoğunu bağışlar. Süreyya Operası’nı Darüşşafaka’ya, Maltepe’deki oteli ve Yakacık’taki çamlık arazisini İşçi Sigortaları Kurumu’na bağışlar.

SERBEST FIRKA KURUCUSU

Döneminin ilerisinde işlere imza atar, adını verir Süreyya Paşa. 1923 yılında Ali Rıfat Çağatay’ın kurduğu Türk Musikisi Ocağı’nın başkanı, 1927 yılında ise milletvekilli olur. Kadıköy’ün mücevherlerinden Süreyya Operası’ndan sonra 1928 yılında Süreyya Opereti’ni kurar. 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluşunda yer alır.

Her eseri ayrı bir hikayeye sahip demiştim. Süreyya Paşa’nın hikayesinin sonuna gelince… 1955 yılında Moda’daki evinde vefat eder Süreyya Paşa. Yaptığı bağış sayesinde binlerce hastanın şifa bulduğu Süreyya Paşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi bahçesindeki türbesine gömülür. Türbe maalesef yılarca bakımsız ve izbe kalır. Spordan sanata, siyasetten sağlığa her konuda büyük işlerin banisi olan Süreyya Paşa’nın adına ve yaptıklarına hiç yakışmayan bu ayıp, Paşa’nın 60. ölüm yıldönümü olan geçtiğimiz günlerde Maltepe Belediyesi tarafından yapılan restorasyonla telafi edildi.